BU BİR PİPO DEĞİLDİR

Askerdeyken bir arkadaş tavsiye etmişti bu kitabı. Kulakları çınlasın, kendisi sevdiğim bir abi olduğu için hemen alıp okumuştum. İncecik bir kitap ama ilk okuduğumda hiçbir şey anlamadım. Bana bunu tavsiye eden abi kısa dönem olduğu için teskeresini alıp gitmişti, giderayak benim gibi zavallı bir uzun dönem asker için sıkıntı yaratacak bir zehir bırakmıştı bana. Kendisine mail attım, anlamadığımı söyleyip bana yardım etmesini istedim. Çünkü ben anlamaya çalıştığım bir şeyi anlayamazsam bunu çok kafaya takan bir insanım, aklıma geldikçe neşem kaçar hep. Anlamamak beni olumsuz yönde etkiler.

Bir komutan vardı karakolda, uzman jandarma, aramız iyiydi. Onun odasındaki bilgisayarı kullanmama izin veriyordu. Ertesi gün mailime cevap geldi. Kitabı tekrar okursam anlayacağımı söyledi. Ben de tekrar okudum. Söylediği gibi oldu, çünkü bu kez anlamıştım ama bu beni biraz sarsmıştı. Artık her baktığım şeyden ibret alıyordum. Bu bot gerçekten bot mu? Ya bot değilse? Belki de bot görünümlü bir resimdir ve ben de o resme bakan biriyimdir. Belki de bot bana bakıyordur ve ben de bota göre bir resimden başka bir şey değilimdir. Belki de bot hayatın anlamıdır. Böyle boş gözlerle etrafı seyredip kendime sorular sordum. Sonra bir arkadaş geldi yanıma, “Şafak mı bastırıyor devrem, hayırdır?” dedi. Şafağı düşündüm, şafak neydi acaba? Bir sayıdan başka ne ifade ederdi? Sayı! Sadece bir sayıydı. O zamanlar Schopenhauer'un da bir kitabını okumuştum, sanırım onun da etkisi vardı üzerimde.

“Şafak diye bir şey yok,” dedim, “şafak askerin kendisidir.” arkadaşım tuhaf gözlerle bana baktı ve “Sen uçmuşsun oğlum ya!” diyerek yanımdan uzaklaştı. Ardından ona baktım dalgın gözlerle. Sonra dedim ki, “Ne saçmalıyorum lan ben!” Gittim arkadaşımın yanına, ensesine bir tokat sallayıp “Şafak olmuş coni moni cart curt!” diye bağırdım. “Ha şöyle devrem ya, ödümü patlattın yemin ediyorum,” dedi.

Haklıydı sanırım. Yıllar sonra Felsefe bölümü okuyacağımı o gün bilmiyordum. O gün bildiğim tek şey, insanın askerdeyken böyle şeyler düşünmemesi gerektiğiydi. Çünkü arkadaşlar iyidir. Devreme kantinden çay ısmarladım ve bir önceki günkü devriyede olup biten komik şeylerden bahsettik. Gülmek güzeldi, hayat güzeldi.

İlgili Yazılar

Hepsini Gör

ÜST İNSANIN ÖFKESİ VE SAHTE DÜŞÜNCE PİYASASI

“Beğeni ve beğenme tartışılmaz mı diyorsunuz? Oysa bütün hayat beğeni ve beğenme üzerine bir tartışmadır.” - Friedrich Nietzsche ​ Üst-insanın öfkesini anlamak ötekiler için her zaman güç olmuştur. Ç

ACİZLİĞİYLE ÖVÜNEN İNSAN

Felsefe tarihi boyunca insan doğasına ilişkin sabit bir tanım getirmek, filozoflar için vazgeçilmez bir uğraş olmuştur. Standart felsefe lisans eğitimim süresince “insan nedir?” sorusuyla fazlaca muh

ÖZGÜN İRADE

Bence özgün irade, özgür iradeden daha önemli bir konu olmalı. Özgür irade insanın kendisini, insan olma durumunu, kendilik duygusunu ele alan bir konu. Oysa insanın diğer insanlarla olan ilişkisin