METİN YAZARLIĞI SAYGINLIĞINI KAYBEDİYOR



Reklam sektöründe kelimelerin ne kadar güçlü bir potansiyel taşıdığını yadsıyamayız. Yazılı araçlarla sunulmak istenen bir hizmeti, satılmak istenen bir ürünü veya yaratıcı bir fikri etkili bir şekilde insanlara duyurabiliyoruz. Aslında doğru ve özgün bir şekilde kullanıldığında kelimelerden daha güçlü bir silah yoktur. Zira anlatım şeklimiz, anlattığımız şeyin içeriği kadar önemlidir. Bir şeyi sıkıcı ve klişe yollarla anlatmaya kalktığımızda, potansiyel dinleyici kitlemizi de ciddi oranda kaybedeceğimizi göze almış sayılırız. Bugün internette ve televizyonda sesini duyurmak isteyen şirketler, görsel medya araçlarını kelimelerin gücüyle desteklediğinde daha geniş bir kitleye ulaşabiliyor.


Kelimeler iş dünyasında böyle önemli bir yer kaplıyor olmasına rağmen Türkiye’de garip bir şekilde her geçen gün saygınlığını ve değerini kaybediyor. Standart 500-600 kelimelik bir makale başına 10-15 TL değer biçildiği bir dönemdeyiz. Bu satırları yazdığım sıralardaki döviz kuru üzerinden konuşmam gerekirse, bir makale yalnızca 1 Dolar!



Arz-Talep Dengesizliği


Peki bu işin piyasası neden bu derece ayaklar altına düştü? Metin yazarlığı meslek olmaktan çıkıp “herkes için” bir boş zaman değerlendirme aktivitesiymiş gibi sıradan bir hale nasıl geldi?


Sebebi aslında çok basit: Arz-talep dengesinin bozulması. Bunun sebebi de önüne gelen herkesin kendini “metin yazarı” zannetmesi ve daha da ilginci, bunu takdir ve tayin eden bir sağduyunun olmaması. Armut, Bionluk vb. freelance platformlarda 3 somun ekmek parasına makale yazdırabileceğiniz yüzlerce kişi bulabilirsiniz. Dil bilgisi kurallarından haberi olmadığı halde “Nasılsa herkes yapıyor, benim ne eksiğim var?” düşüncesiyle profiline title olarak “metin yazarı” yazıp keklik avına çıkan bu insanların aslında pek bir suçu yok. Ortada kolektif bir şuursuzluk var ve bu şuursuzluk kronik bir hale gelmiş durumda.



Mesleğin İstihdam Çöplüğü Haline Gelmesi


Süreci biraz daha ayrıntılı bir şekilde mercek altına alalım. Aslında bu kuyuya taş atanların başında, sıfırdan piyasaya girip kendi işini yapmaya başlayan tecrübesiz girişimciler var. Bu çömez patron adaylarının “Metin yazarı ihtiyacım var ama bütçem kısıtlı…” diye başlayan ilanları, vasıfsız fırsatçıların aklına karpuz kabuğu düşürdü. İşini gerektiği gibi yapan tecrübeli metin yazarlarından bu ilanlara rağbet olmayınca fırsatçılar ellerini ovuşturup “Madem yazarlıkta istihdam açığı var, o zaman şu işe bir el atalım bari” diyerek kolları sıvadı. Okuma yazma bilen herkesin metin yazarı olabildiği bu çukurda elbette kaliteli işlerin çıkmayacağı aşikar. Ama kaliteli iş çıkarmak kimin umurunda ki! Bu kolektif şuursuzluğu körükleyen en önemli faktör bu belki de.



Bunların sonunda ne oluyor? Az önce bahsettiğim sebeplerle ülkemizde sürekli ve hızlı bir şekilde metin yazarı oluşmaya başlıyor. Evet, buna “oluşmak” dersek sanırım daha doğru olur. Bölünerek çoğalır gibi ürüyorlar ve tabloya bakılırsa bu artan ivmeli üremenin sonu gelmeyecek gibi görünüyor. Ayrıca bu saçma gidişat, ciddi bir emek sömürüsüne de ev sahipliği yapıyor.



Türkçe Bilmeyen Metin Yazarları

Hal böyle olunca metin yazarlığı birim ücretinin düşmesi son derece normal değil mi? Yani, madem bu kadar çok metin yazarı var, o zaman neden fazla para verilsin ki? İlan verdiğiniz anda birkaç dakika içinde onlarca teklif alabiliyorsunuz. Aralarından en düşük teklifi veren kişiye yazdırmak hem daha ekonomik hem de daha zahmetsiz. Peki Türkçe bilmeyen bu vatandaşların yazdığı metinler yeterince işlevsel olacak mı? Boş versene! Web sitesi dolu görünsün, onun için yeterli. Büyük bir marka olmaya gerek yok, nasılsa ölünce her şey nargileci oğluna kalacak. O da birkaç ay içinde şirketi batıracak zaten. “Kendi yağında kavrulan” bir işletme olmakla yetinen bir girişimci için etkili ve özgün içerikler üretecek bir metin yazarı olsa ne olur, olmasa ne olur?


Aslında bu içler acısı tabloyu tersine döndürmenin tek yolu, elemanları işe atama görevini, bu işin mutfağında yetişmiş uzmanlara bırakmak. İş süreçlerini profesyonel bir biçimde yönetebilen firmalarda metin yazarı bulma ve devam eden tüm çalışma süreçlerini yönetme görevi bir “içerik yöneticisi” tarafından yerine getirilir. Elbette bu ekstra maliyet gerektiren bir karar olabilir ama kontrollü bir şekilde ve kaliteden asla ödün vermeden işletmesini büyütmek isteyen yöneticiler, maliyetsiz kazanç olmayacağını da bilirler.




“İlle de SEO Olsun, İster Çamurdan Olsun!”


Benim pek umudum yok ama belki bu bilinç zamanla oluşur ve metin yazarlığının tecrübe, ciddiyet ve emek gerektiren kıymetli bir iş olduğu fark edilir. Dijital dünyaya uyum sağlayan büyük markalar zaten bunun bilincinde. Orta halli ve küçük işletmelerin de bu konuda sağduyu kazanması, hem adaleti sağlayarak Sezar’ın hakkını Sezar’a teslim edecek hem de rekabet ortamı daha kaliteli bir hale gelmiş olacak.


Öte yandan istihdam zincirinde liyakatin sağlanması piyasayı da canlandıracak. “SEO uyumlu olsun da ne olursa olsun” anlayışıyla vasat içerik üretenlerin daha çok “metin hamallığı” yaptığını kabul etmek gerek. Belki bu konuda ajanslar küçük işletmeler için uygun fiyata “işe alım sürecinde danışmanlık” gibi bir hizmet sunabilirler. Benimki sadece bir fikir.



Çözüm: Yaratıcılık ve Fırsatçılık Arasındaki Farkı Anlamak


Mevcut problem sadece işini hakkıyla yapan metin yazarlarını değil, fotoğrafçıları, grafikerleri ve video editörlerini de ilgilendiriyor. Bugün metin yazarlarının maruz kaldığı bu sömürü, yarın diğer üretim alanlarına da sıçrayacak ve herkesin kendisini grafik tasarımcısı ve video içerik üreticisi olarak pazarlayabildiği bir ortam oluşacak. Yaratıcı beyinlerin yerini her alanda fırsatçıların doldurduğu günler bana çok uzak gelmiyor. O yüzden şimdiden içinde bulunduğumuz durumu gözden geçirmemiz gerektiğini düşünüyorum.


Sahte metin yazarlarını adil bir şekilde eleyip ihtiyaç sahibi işletmelerle gerçek metin yazarlarını buluşturacak bir sistem yaratılır mı bilmem. Ama böyle devam ederse yakın bir gelecekte çok daha vahim durumlara şahitlik edebiliriz. Online metin yazarı pazarları kurulduğunu ve “bir metin yazarı alana bir metin yazarı bedava” gibi kampanyaların yapıldığını düşünsenize? Ben düşünmek bile istemiyorum! Ne var ki maalesef o noktaya doğru gidiyoruz.

İlgili Yazılar

Hepsini Gör

“Beğeni ve beğenme tartışılmaz mı diyorsunuz? Oysa bütün hayat beğeni ve beğenme üzerine bir tartışmadır.” - Friedrich Nietzsche ​ Üst-insanın öfkesini anlamak ötekiler için her zaman güç olmuştur. Ç

Felsefe tarihi boyunca insan doğasına ilişkin sabit bir tanım getirmek, filozoflar için vazgeçilmez bir uğraş olmuştur. Standart felsefe lisans eğitimim süresince “insan nedir?” sorusuyla fazlaca muh

Bence özgün irade, özgür iradeden daha önemli bir konu olmalı. Özgür irade insanın kendisini, insan olma durumunu, kendilik duygusunu ele alan bir konu. Oysa insanın diğer insanlarla olan ilişkisin